SODOM VE GOMORE YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU
Yakup
Kadri Karaosmanoğlu
Yakup
Kadri 27 Mart 1889’da Kahire’de doğdu. Osmanlı Devleti ile yakın ilişki içinde
bulunan ailesi 17. Yüzyıl’dan itibaren ayan sıfatı ile tarih sahnesine çıkmış
Ege Bölgesi'nin tamamı üzerinde hâkimiyet kurmuştur.
Yakup
Kadri, Fevziye Mektebi Iptidaisi, Izmir Idadisi’ni okuduktan sonra Kavalalı
İbrahim Paşa’nın Mısır’daki konağına yerleşerek Fransız Okulu'na, İstanbul'a
dönünce Mektebi-i Hukuk’a kaydolur.
Fecr-i
Ati’ye katılır. Tüberküloz hastalığı için İsviçre’ye gitmeden önce Bektaşi
çevresinde yer alır. İkdam gazetesinde köşe yazarlığı yapar. Mardin
milletvekili olarak TBMM’ye girer. Burhan Asaf Belge’nin kız kardeşi Leman
Hanım’la evlenir. Kadro dergisini çıkarır, elçiliğe atanır.
Anadolu
Ajansı yönetim kurulu başkanlığı ve birkaç kişiyle birlikte Türk Dil Kurumu’nun
kuruculuğunu yapmıştır. Kurucu meclis üyeliğine getirilmiş, 1961’de memleketi
Manisa’dan milletvekili seçilmiştir. 13 Aralık 1974 Ankara’da hayata gözlerini
kapamıştır.
SANAT
ANLAYIŞI
Fecr-i
Âticiler’in “sanat kişiseldir” görüşünü paylaştığı ve “sanat için sanat”
yaptığı döneminden sonra Balkan Savaşı ve I. Dünya Savaşı sırasında ülkenin
içinde bulunduğu zor koşullar altında sanatın toplumsal işlevine de ağırlık
vermeye başladı.
Ziya
Gökalp’in etkisiyle Yeni Lisan ve Milli Edebiyat akımını benimsedi. Daha çok
romancı yönüyle ön plana çıktı. Eserlerinde güçlü bir gözleme dayanan realizme
yer verdi. Türk toplumunun Tanzimat’tan Cumhuriyet’e kadar yaşadığı siyasi ve
sosyolojik konuları, dönem çatışmalarını ve birey psikolojisini irdelemeye yöneldi.
Türk
edebiyatına tezli roman düşüncesini getirmiştir. Batı edebiyatı özelliklerine
sıkı sıkıya bağlı kalmış; Balzac, Flaubert ve Zola’dan etkilenmiştir.
Diğer
romanları: Nur Baba, Kiralık Konak, Hüküm Gecesi, Ankara, Yaban, Bir Sürgün,
Panorama, Hep O Şarkı.
Sodom
ve Gomore
Yakup
Kadri, Sodom ve Gomore’yi 1920-1923 yılları İstanbul'unda canlandırmıştır.
Milli mücadele yıllarında, İstanbul işgal altındayken İngiliz mandası taraftarı
bir zümrenin etrafında şekil bulan olaylarla, toplumun sosyolojik ve ahlaki
dokusu işlenmiştir.
Kitap
1927-1928 arasında yazılmış, ilk basımı 1928’de yapılmıştır.
Karakterler
Leyla:
Çekici bir görünüme sahip; zeki, İngiliz kültürüne yakın, şuh, keyfine
buyruktur.
Captain
Gerald Jackson Read: Eski Yunan heykelleri güzelliğine sahip bir İngiliz
zabitidir. Etrafı kadınlarla çevrili, züppe ve zengin bir adamdır.
Sami
Bey: Leyla'nın babası, İngiliz mandası taraftarı, Düyun-i Umumiye’de memur.
Majör
Will: Her tür eğlence mekânında bulunan, kaba görünüşlü, süfli zevkli biridir.
Necdet:
Mutaassıp kültür taraftarı, iradesi zayıf, yirmi beşlerindedir. Avrupa’da
eğitim görmüştür.
Madam
Jimson: Koyu ela gözlü, şuh, levent bir kadın.
Nermin:
Hoş, işveli, yeteri kadar zeki, zarif, kibirlidir.
Azize
Hanım: Geçici hevesleri olan, havai, zararsız yaratılışlı; Atıf Bey’in karısı
olmasına rağmen aşkı dört gözle bekleyen bir kadın.
Captain
Marlow: Çapkın, hovarda, kendi cinsi aleyhine Gomorelik tutkuları olan
İntelligence Service’de en önemli görevi yapan İngiliz zabiti.
Kitap
Özeti
İngiliz
zabit Captain Gerald Jackson Read flörtleştiği Türk kızı Leyla’nın evine
davetlidir. Çay davetinde bütün işgal kuvvetleri vardır.
Bir
köşede Read Lilisi’yle – Leyla’ya böyle hitap etmekte- doya doya sohbet
edemeden bir kadın avının ortasında kalır. Bu avcılardan Madam Jimson, Captain
Gerald Jackson Read’in İstanbul’daki ilk göz ağrısıdır.
Davet
icabı çaydan sonra samimi dostlar yemeğe kalırlar. Leyla’nın dayısının oğlu ve
nişanlısı Necdet’in ileri boyuttaki İngiliz düşmanlığı Captain Gerald Jackson
Read’in yemeğe katılmasına engel olur.
Leyla,
yemekten sonra Captain Gerald Jackson Read ile çirkin, flörtöz bir telefon
konuşmasına başlar. Necdet’te Leyla'nın düşmanlarından olan Nermin’in
dolduruşuna gelerek daveti terk eder.
Bu
gecenin ardından Captain Gerald Jackson Read’in ziyaretine Captain George
Marlow gelir.İngiliz zabitlerinin, mektep sıralarından beri en büyük hayali
İstanbul’u gidip görmek olmuştur. Captain Marlow, bu dileğin gerçekleşmesi için
Oxford’da Şark Dilleri eğitimi almış, onun için İstanbul’da İntelligence
Service’nin en önemli görevi kendisine verilmişti.
Necdet,
Amerikalı gazeteci Miss Fanny Moore ile tanıştırılmak için Nuriye Hanım’dan bir
davet alır. Davete Leyla da katılır ve aralarında kırıcı bir konuşma geçer.
Bunu fark eden Leyla özür dilemek için bir mektup gönderir.
Oysaki
Necdet’in kırgınlığı Captain Gerald Jackson Read ile yaptığı telefon
konuşmasınadır. Leyla kendisini hala sevdiğini Necdet’e kabul ettirir ve
barışırlar.
Necdet,
tek isteği Anadolu’daki Milli Mücadele hareketine katılmak olan Cemil Kami
isminde bir doktor arkadaşıyla yeni açılan Moskovit’e yemeğe gider.
Karşılarındaki masada oturan Captain Winter bir galip hakkıyla başlarından
feslerini çıkarmalarını ister. İki arkadaşsa bu hakarete seslerini çıkarmaz,
sineye çekerler.
Diğer
tarafta Leyla, İngilizlere mahsus huyları o kadar ileri götürmüştü ki babası
Sami Bey bile bazen onu uyarıyordu.
Leylanın
düşmanlarından en acıklısı Nermin’di. Evlerini İngilizler ele geçirmiştir.
Bütün dostları tarafından yavaş yavaş unutulup gidiyorlardı.
Bu
sıralarda Majör Will bir yalı tutmuş, bunun için açılış töreni düzenleyecektir.
Necdet, davet boyunca türlü tiksintilere şahit oldu. Leyla, Captain Gerald
Jackson Read’le bahçeye sıvışmıştır. Bütün gece gözlerini Leyla’dan ayırmayan
Necdet de onları takip etmiş, Captain Gerald Jackson Read’le kozlarını paylaşmışlardır.
Necdet
Captain Gerald Jackson Read’i düelloya davet etme kararını aldı. Leyla buna
engel olmak için Captain Jackson Read’e gitti. Captain Gerald Jackson Read
zaten kendi mevki ve şahsiyetinde bir adamın bir basamak aşağı inip
çekişmesinin mümkün olmadığı söyledi.
Bu
olaylar Leyla’da manevi bir uyanışa neden oldu. Leyla Captain Gerald Jackson
Read in fiziki tesirlerinden kurtulmuş Necdet’e olan bağlılığını anlamıştır.
Leyla’nın
en kuvvetli düşmanı Madam Jimson, Captain Gerald Jackson Read’den ümidi kesmiş;
Leyla’nın şerrinden en çok korktuğu Nermin de Amerikalı kızın tuzağına
düşmüştü.
Azize
Hanımsa Captain Marlow’a sürprizlerle dolu bir davet sunma peşindeydi. Bu
sürprizi yapansa yakın zamanda ilişkileri başlayan Azize Hanım’ın eşi Atıf
Bey’le ve Captain Marlow oldu.
Captain
Gerald Jackson Read de şimdiki padişahın yeğenlerinden biri ve Nail Paşa'nın
karısı Şehnaz Sultanla başka bir maceraya atılmıştı.
Adı
üstünde bu sadece bir macerayken, memleketinin tadını veren Leyla ona her şey
gibi lazımdı. Bunun için Sami Beylere günaşırı yaptığı ziyaretler ve Leyla’yla
at gezintileri devam etmiştir.
Bu
sıralarda Leyla artık Necdet’le evlenmek istedi. Necdet’se Leyla’yı uygun
bulmadığı gibi ortamı da uygun bulmuyordu. Bu kararı başka bir zamana
ertelemelerini istediğinde Leyla bunun intikamı için şuh hareketlerde bulunup
evlenmelerini imkânsız kılmaya çabaladı.
Necdet
tüm bunlardan uzaklaşabilmek için o sıralarda bütün şiddetiyle devam eden
Sakarya Harbi’ne katılma hayalini kurdu. Lakin bu hayal o kadar uzun sürdü ki
savaş sona ermişti. Düşman kovulmuştu.
Madam
Jimson başarılarını göstermek için son aşığı Colonel de Rochepierre şerefine
davet verecekti. Bu arada Mösyö Jimso’nun üremiyle karışık beyin kanamasıyla
yatağa düştüğü işitildi.
Necdet,
istikbal harbi denilen eşsiz destanda kendisine de bir kutsal vazife düşen
doktor Cemil Kami ile karşılaşmıştı.
Bu
ayın sonuna kadar ülkede her şeyin değişeceği haberi yayılmaya başladı.
Afyonkarahisar
geri alınmış, İzmir’e altı günde geçilmişti.
İstanbul
Osmanlı saltanatı çökmeye başladığından asırlardır böyle bir zafere şahit
olmamış, zaten bu da Osmanlı saltanatına değil Anadolu’dan yeni doğan devlete
ait bir zaferdi.
Bir
dünyanın başlayışı mı eski dünyanın bittiği mi belli değildi zaten bir kısım
sevinç gözyaşları dökerken diğerlerinin yüzleri sapsarı kesilmişti.
İtilaf
zabitleriyse harp esirlerine döndüler.
Canlarının
mallarının kaygısına düştüler. İstanbul ahlaki iflasa doğru sürüklenirken
iktisadi kaynaklarını sömürmüşler, ahlaksız, uygunsuz yollarla pek zengin
olmuşlardı.
Hiçbir
Türk’ü tanımayıp gerçek Türk yüzü görmediklerini düşünen Marlow İngiliz
büyüsünün bozulduğunu artık kaçmak gerektiğini söylüyordu. Captain Gerald
Jackson Read in yüzüne bütün dostluk kapıları kapanmıştı.
Necdet
asıl işgalin kendi taraflarında olduğunu, düşmanın çamurlu çizmeleriyle kendi
yataklarına kadar girdiğini, İstanbul’un diğer tarafında ise sadece sokaklarda
dolaştığını farketti.
Mösyö
Jimson’nın ölümüyle Madam Jimson şen dul haline geldi ve artık hüviyet
vesikasına ihtiyacı vardı. Madam Jimson’a Türk tabiiyetinde olduğu söylenince
öfkelendi, Türklük rezaletlerin en büyüğüydü.
Bu
dedikoduları Leyla’nın çıkardığını düşündü. Onun monden ilişkilerinden
uzaklaşıp yapayalnız kalmasını istiyordu.
Birkaç
davet yapıldı, Leyla hiç birine davet edilmedi. Sami Beyle Leyla bu
unutulmuşluklarını telafi için ucuza gelecek bir diner ya da suvare planlamaktaydı.
Davet boyunca Leyla’nın beklediği asıl davetliler bir türlü gelmedi. Böylece
Leyla facia dolu gecenin sonunda sinir harbi geçirmeye başladı.
Leyla’nın
geçmek bilmez bu haline uzun bir dinlenme ve yalnızlık kürü tavsiye
ediyorlardı. Türkiye’de böyle bir yer olmadığı için Avrupa seyahati pek gerekli
görülüyordu. Sami Bey’in para sıkıntısı bu seyahate engel oluyordu. Bu
sıkıntıya yetişten kişi Necdet oldu.
Leyla
seyahate çıkmış gönderdiği mektuplarla geçirdiği değişim fark ediliyordu.
Yalnızca değişen o değildi.
Yunan
orduları vaatlerini yerine getiremediğinden beri İngiliz ordusunun yarı yarıya
Anadolu taraftarı olduğu gibi İntelligence Service’nin fesat kaynağı Captain
Marlow da Türk dostu olmuştu.
Captain
Gerald Jackson Read’e bir sıla hasreti gelmiş artık buradan gitmek istiyordu.
Nermin’le Miss Fanny Moore hiç kimseye haber vermeden Amerika’ya kaçıp
gitmişlerdi. İtilaf devletleri ise zulmün en son derecesine varmışlar bunu
alkışlayan soysuzlaşmış Türkler göze çarpıyordu.
Hangi
milletten olduğu anlaşılmayan bugünlerde Türk olduğunu ispatlamaya çalışan
Madam Jimson da sosyal yaratılış hatasıydı.
Captain
Gerald Jackson Read annesine yazdığı mektupta Avrupalı milletlerle boy
ölçüşecek dereceye gelen Türklerle iyi geçinme siyasetine başlamaları
gerektiğini, diplomasiyi kullanma yolunu seçeceklerini söyledi.
Düşmanın
bu azabından en çok keyif alan Necdet oldu. Onların saadetlerinki zulmü onun
kadar yakından görmüş bir Türk daha yoktu.
Anadolu
ordusu Trakya’ya geçmek için İstanbul’a gelmişti. Milli heyecanların büyük
coşkularla İstanbul’da kutlamaları yapılırken Necdet de aşırı milliyetçi
olmuştu.
Leyla
ise bu yeni hayata uymak için Necdet’le barışmaktan başka çare görmüyordu.
Necdet için Leyla artık bir angarya haline gelmiştir.
Sami
Bey ise Tanzimat devri alafranga Türklerindendi. Kızı kadar ürkmüştü. Garp
devletlerinin bizim kılıcımızla siyasi bozguna uğramasına imkân vermiyordu.
Hükümdar
bir gecede kaçmış bir devlet batıp bir devlet yükselirken her yerde saygı gören
toz toprak içinde siyah kalpaklı adamlar ortaya çıkmaya başlamıştı.
Yeni
devrin efendileri bunlar olacaktı.
Yakup
Kadri Karaosmanoğlu’nun “Sodom ve Gomore” adlı eseri hakkında yorumum:
Yakup
Kadri, Sodom ve Gomore’yi 1920–1923 yılları İstanbul'unda canlandırmıştır. Bu
tarihler 1919–1924 yılları arasında gerçekleşen milli mücadelenin son
dönemlerine denk gelmektedir. Bu nedenle dönem yazar tarafından birebir
yaşanmış, olaylar sıcağı sıcağınayken kurgulanmıştır.
Milli
mücadele yıllarında, İstanbul işgal altındayken İngiliz mandası taraftarı bir
zümrenin etrafında şekil bulan olaylarla, toplumun sosyolojik ve ahlaki dokusu
işlenmiştir.
Toplumun
genelinde görülen sıkıntı ahlaki bozukluktur. Bu yazarın sodomcu ve gomorelik
ilişkiler adını verdiği, konu alınan zümrenin kendi cinsi aleyhine
yakınlaşmalarıdır.
İngiliz
mandası taraftarı Tanzimat devri alafranga Türkleri ve İngiliz zabitleri
çevresinde geçen romanda Necdet, Cemil Kami gibi birkaç uyanış figürü
bulunmaktadır. Necdet’in içinde zaman zaman uyanan milli mücadeleye katılma
isteği, Cemil Kami’nin tek gayesi olmuştur. Bu kişilerin bakış açısıyla işgalin
çirkinliği, yapılan davetlerin tiksindiriciliği, karakterlerin mide bulandırıcı
yönleri görülmektedir.
Yazarın
gölgesi Necdet karakteriyle gösterilmiştir. Bu noktada Necdet hem ülkenin
durumunu hem de yazarın milli düşüncelerini yansıtır. İstanbul işgal
altındayken bu karakter iradesi zayıf, fark edilmeyen ve sürekli acı çeken bir
durumdadır. Ona acı veren Leyla karakterine bir düşkünlüğü vardır. Bu ülkenin
başıboş durumunda devamlılığı sağlamak için bir büyük devlete ihtiyacı olması
ve ona olan zaafının bir yansımasıdır.
İtilaf
zabitleri İstanbul’dan kovulunca, Necdet’in zaafları ortadan kalkmış, sağlam bir
karaktere bürünmüştür.
İşgal
döneminde Türklüğü rezilliklerin en büyüğü sayan roman karakterleri işgal
kaldırılınca İngilizlerin Anadolu’ya daha dostça bakmaları ve Türk kesiminde
Türklüğü ispatlama çabalarına kadar varmıştı.
Eser
hakkında yazılarım ve daha fazlası için,
Mavi
Saçlı Kız iyi okumalar diler...
|