![]() |
| JOHANN WOLFGANG VON GOETHE Genç Werther’in Acıları |
GOETHE (28 Ağustos
1749–22 Mart 1832)
Alman hezarfen, edebiyatçı, politikacı, ressam
ve doğabilimci.
Aydınlanma Çağı'nın düşünceleriyle
yetiştirilen Goethe küçük yaşta Fransızca, Latince ve Eski Yunanca öğrendi.
Varlıklı bir ailenin çocuğu olan Goethe’nin
babası, imparatorluk danışmanıydı. Goethe 18 yaşına gelince, babasının isteğine
uyarak hukuk öğrenimi için Leipzig'e ardından Strasbourg’a gitti.
Bu sırada üniversitede tıp derslerine de
katılıp doktorasını tamamladıktan sonra Frankfurt’a dönerek avukatlık yapmaya
başladı.
![]() |
Waimar Dükü’nün çağrısı üzerine krallık
danışmanı, daha sonra başbakan olarak görevlendirildi. 1794’te yazar Friedrich
von Schiller'le yaşamları boyu sürecek bir dostlukla Alman Edebiyatı’nda Klasik
Dönem’in önde gelenleri oldular.
22 Mart 1832 yılında Waimar’da hayatını
kaybetti.
Goethe, şiir, drama, hikâye, otobiyografik, estetik,
sanat ve edebiyat teorisi ayrıca doğa bilimleri olmak üzere birçok esere imza
atmıştır. Bununla birlikte, zengin bir içeriğe sahip olan mektupları önemli
edebi eserlerindendir.
Fırtına ve Coşku (Sturm und Drang) döneminin
en önemli öncüsü ve temsilcisi olmuştur. Bugüne kadar, en önemli Alman
edebiyatçı olarak kabul edilmiş, eserleri ise dünya edebiyatının zirvesinde yerini
almıştır.
Goethe, toplumsal, teknolojik ilerlemeye ve insanlık
erdemlerini yadsımadan yaşamaya inanıyordu. Kafka, Goethe'yi "Hayat
üzerine söylenebilecek her şeyi söyleyen biri." olarak tanımlamaktadır.
Bununla, onun yapıtlarındaki ayrıntı zenginliğine ve felsefi derinliğe dikkat
çektiği düşünülebilir.
TANITIM BÜLTENİNDEN
Evrensel boyutlara ulaşmış ünüyle bugün dünya
edebiyatının en büyük yazarlarından biri sayılan Goethe, henüz yirmi beş
yaşındayken yazdığı Genç Werther'in Acıları'nda, kısa bir süre önce Charlotte
adlı genç bir kadınla yaşadığı mutsuz ilişkiden yola çıkmıştı.
Edebiyat dünyasına, karşılıksız aşkıyla
intihara sürüklenen "Romantik kahraman"ı armağan eden bu büyüleyici
mektup-roman, şiirselliği ve yaşama tutkulu bakışıyla okuyucuları mıknatıs gibi
kendine çekmişti.
Almanya'da bütün gençliği etkisi altına alan
romanın, birçok intihara neden olduğu, Werther'in giydiği mavi frak, sarı yelek
ve çizmelerin döneminde moda yarattığı, Napoléon'un bile kitabı sürekli yanında
taşıdığı söylenir.
Son derece duyarlı ve tutkulu bir genç ressam
olan Werther'in, düşsel dostu Wilhelm'e yazdığı mektuplardan oluşan Genç
Werther'in Acıları, edebiyatta akılcılığın yerini alan duygusallığın bir
başyapıtıdır.
GENÇ WERTHER’İN ACILARI ÜZERİNE
Goethe’nin 1774’te yazdığı, ilk romanı Genç
Werther'in Acıları (Die Leiden des jungen Werther) anlatımı, duyguların
coşkunluğu, çağdaş gençliğin duygu ve düşüncelerini yansıtmaktaki başarısıyla
evrensel bir üne kavuşmuş; dünya çapında etki uyandıran ilk Alman romanı
olmuştur.
Alman Edebiyatı’ndaki ilk mektup-roman
olmasının yanı sıra öncüsü olduğu Coşkunluk Akımıyla yeni bir çığır açıldı. Katı akılcı bir dönemden geçen Alman
Edebiyatı’nda duyguların içtenlikle ön plana çıkması ve içe dönüş ses getiren
nokta olmuştur. Eser hem biçimsel hem içerik açısından bir dönüm noktası
sayılır.
Goethe’nin arkadaşının nişanlısına duyduğu
ilgi, Genç Werther’in Acıları’na esin kaynağı olmuştur. “… bildiğiniz
yapıtlarımın tümü bir itirafın parçasıdır.” sözüyle yaşadıklarını yazıya
dökmenin onun için bir kurtuluş olduğu izlenimini verebilir.
Eserde 17.yy edebiyatına fon olan doğa,
karakterin yaşantısının bir parçası, tanrının bir uzantısı olarak panteizm
felsefesinin edebiyattaki yansımasıdır.
Eser edebiyatımızda 1930’da Nurullah Ataç çevirisiyle
yerini aldı.
![]() |
| Resim yapmak benim için olanaksız… Ama hiçbir zaman şu an olduğumdan daha büyük bir ressam olmamıştım. |
Werther’i arkadaşı Wilhelm’e yazdığı
mektuplarda tanıyoruz. Bu mektuplar
sanata olan şiddetli duygularını dışa vurma çabasıydı.
Werther bir sanatçıdır, ona engel olan coşkun
manevi dünyası yüzünden bir çizgi bile çizemediğinden yakınır. Yaşadıklarını kâğıda
dökemeyen Werther algıladığı bu güçlü dünyanın altında ezildikçe ezilir.
Bu sancılı dönemlerinde değişken ve kararsız
yüreğiyle çevresinde gördüğü cennet için “göksel hayal gücü”nden şüphelenir. Yaşamı
yalnızca bir düş, tutsak eden sınırlamalar ve düşsel bir boyun eğmeden ibaret
görmesi ruhunu karartır.
Kentin dışında yalın bir yaşam sürme
konusundaki sevdası onun yalnızca doğaya yönelme konusundaki eğilimiydi. Doğada
ve doğal yaşamda bulduğu mutluluk bütün ruhunu sararken sanatı bunlardan
zararlı çıkıyordu.
Yaratılışına uzak bu duygusal uçurum belki de
aşka zaaf göstermesine neden oluyor. Akıllı, kişilikli sözleri, yalın iyi
yürekli ve her soyutlamanın yetersiz kalacağı Lotte…
![]() |
Ulu Tanrım! Ya akılları başlarında
değilken ya da akıllarını kaybettikten sonra mı mutlu olmaktır insanların
yazgısı!
|
Werther’in aşktaki coşkun mutluluğu birkaç ay
sürer. Böylece zamanla aynı doğada bu kez
acıyı ve hüznü görür. Baharda doğadaki uyanışla sevice boğulan Werther,
sonbaharda ruhunu sarartıp yapraklarını döker…
Yaşadığı Wahlheim’den ayrılıp gezileri
sırasında kendi gibi mutsuzluğa düşmüş, acı içinde insanlarla karşılaşır. Bu kişilerle
kendine ayna tutabilir, duygularını anlamasına yardımcı olur.
Çünkü kendimize tuttuğumuz farklı aynalar
vardır, uzun ve kısa gösterenler… Bunlar hep biraz abartılı olabilir. Ama
kendimizi en iyi karşılaştırmalarla tanırız.
Werther Wilhelm’e yazdığı son mektuplarda Tanrı’ya
canını alması için yalvarırken eser
yayımcının
notlarıyla düzyazı şeklini alır. Yayımcı, Werther’in öyküsünü ayrıntılı olarak
bilenlerden bilgi toplamış, son dönemlerinde keder, isteksizlik, bitkinlik, kargaşa
içinde olduğu belirtir.
Werther son çare, kendini uzaklaştırmak için
her şeyi yapmaya karar vermiş Lotte’nin yanına dönmüş, Lotte’nin sözlüsünün
silahlarından biriyle kendini vurup yarım günlük can çekişmenin sonunda tüm
acıları, diğerlerinin üzerine katman katman yayılırken son bulur.





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder